DENİZ KENARI….

Kasım 20, 2019 0 Yazar: admin

DENİZ KENARI….
Merhaba arkadaşlar, yine başımdan geçmiş olan bir hikaye ile sizlerle birlikteyim. Hikayede ki kadının adını inanın hatırlamıyorum. O yüzden isimleri değiştirdiğimi söyleyemeyeceğim. Mekan isimlerini değiştirmiş olabilirim…

Her yaz amcamın Dikili’de ki yazlığına gider yazı orada geçirirdim üniversite yıllarımda. Çok hareketli bir yer sayılmaz ama gece hayatı çok fazla olmadığından ötürü geceleri gençler ya etrafta ki diskolar için uzun yollar yapıyordu ya da sahilde kendi eğlencesini kendi yaratıyordu. Ben ve benim grubum genelde kendi eğlencesi yaratan taraftaydık. Bizler genelde sahilde yapılmaya başlanan fakat sahile çok yakın olmasından ötürü belediyenin mühürlediği bir inşaatın önünde ki kumsalı mekan edinmiştik. Çünkü hem sahilde bol bol bira içtiğimiz için inşaat çişimizi yapmak için süper bir mekandı hemde inşaatta ortada kalan kalaslar sahilde yaktığımız ateşin kaynağıydı. Yine bir gün sahilde oturmuş müzik yapıyorduk. Ellerinde şarap şişeleri olan kendi kendilerine eğlenen 5-6 tane kız önümüzden yürüyerek geçerken bizim o sırada çaldığımız şarkıya eşlik edercesine bağıra bağıra şarkı söylemeye başlamışlar. Birlikte gitar çaldığım arkadaşım Altuğ’un kardeşi Burak birden arkama saklanınca irkildim.

– “Hakan abi, kızlar geliyor beni kurtar” dediğinde birden dünyaya geri dönmüş ve “Ne kızları abicim ne oluyor çekil götümün arkasından” dediğimde “Abi kızlar duymaz diye, Kızlar gelin birlikte söyleyelim böyle olmaz ki diyerek laf attım, beni kurtar nolur” dediğinde kızlar dibimize gelmişti zaten. Bende ters birşeyler söyleyecekler, bizi öküzlükle falan suçlayacaklar düşüncesiyle bir yandan canım sıkılıyor, bir yandan Burak’a kızıyor, bir yandan da neler söylemem gerektiğini düşünüyordum ki, kızlar pat diye yanımıza oturuverdi.

– “Kim laf attı?” diye sordu aralarında yaşça en büyük olanı. Bende kusura bakmamaları gerektiğini belirterek. “Arkamda ki ufaklık ki adı Burak olur bu zevzekliği yapan, diyerek söze girdim ve kendilerinden nazikçe özür diledim.Aralarında en güzel olanı ” yok önemli değil bizimde canımız sıkıldı bizim içinde değişiklik olur “diyerek

O zamanlar üniversite ikinci sınıfa yeni geçmiş, üniversitede de çeşitli yerlerde müzik yapmanın vermiş olduğu cool tavır ile hangisinin bana düşüceğini bekliyordum. Oturduklarında hemen gitar çalmaya devam ettim ve hiç birine adını bile sormadım sanki orada olmalarının benim için önemi yokmuş gibi. Sohbet esnasında en güzel olan sürekli diğer arkadaşlarımla konuşuyordu fakat bana hiç ama hiç pas vermiyordu. Kızı çaktırmadan süzüyordum. Üzerinde vücudunu saran mor bir elbise vardı. Eteğinin kesimi asimetrikti benim tarafımda bulunan bacağına doğru kısalıyordu. Rahat bir şekilde oturduğu için neredeyse kalçasına kadar çıkıyordu eteği. Tatil yeri olduğu için ne kadar açık olursa olsun bir kadına bakmak içimden gelmezdi ama bu kadına gözlerim kayıyordu istemsiz bir şekilde. göğüsleri çok iri ve dimdikti sürekli diğer tarafta ki arkadaşlarımla sohbet ettiği için o fark etmeden doya doya vücudunu süzebiliyordum. Bir yandan doya doya ona bakmak hoşuma gitse de bana doğru bir kere bir kafasını çevirip bakmaması beni çileden de çıkarmıyor değildi. Bende artık yavaş yavaş cool tavrı bırakıp, ilgi isteyen çocuk moduna geçip “eee ben yoruldum biraz ara vereyim” falan dediğimde kafasını bana çevirmeden “valla iyi olur bizimde kulaklarımız dinlenir” diyerek beni göt etme serisini bayağı ilerletiyordu. Ben artık olursa olur olmazsa olmaz diyerek fiziksel temas için bahane yaratmaya çalışıp parmaklarım ile önüme doğru uzattığı bacaklarını dürtüp, adını gerçekten bilmediğimden “arkadaşım birayı uzatır mısın” dediğimde ” Bacaklarıma dokunmak için birayı bahane etmene gerek yok bana sorman yeterli olurdu” diyerek hayatımın şokunu yaşatıyordu. Bende konu bira olunca yanımda oturan diğer gitarist arkadaşımı göstererek “Altuğ’u bile ellerim ki emin ol sana dokunduğumdan da daha çok zevk alırdım ama maalesef birayla aramda olan kişi sensin” diyerek artık uzanamadığım ciğere mundar diyordum. Ben öyle dediğimde kızın gözleri fal taşı gibi açılmış, “aaa duydunuz mu ne dedi” diyerek arkadaşlarına.

Normalde arkadaşlarım arasında bir namım vardı. Her zaman yanımda güzel kızlar olur, kızlar sürekli bana asılır bende kendimi ağırdan satardım.Çok yakışıklı olduğumdan değildi tabi bu durum. Babamın maddi durumu iyiydi. Cebimde her zaman istediğim kadar alkol alacak param olur, müzik yaparım, arabam altımda istediğim yere giderdim ve ağzım iyi laf yapardı. Beni hiç tanımayan biri ile girdiğimiz bu ilk diyalog ise evlere şenlikti. Ortam bayağı gerildi ve Duygu ayağa kalkarak avucuna taş doldurarak denize doğru yürüdü ve sinirle tüm taşları teker teker denize fırlatmaya başladı. “Hakan sen Duygu’nun kusuruna bakma geçen hafta eşinden boşandı. Bizde gelip kafasını dağıtsın diye tatile getirdik” dedi adının Nihal olduğunu sonradan öğrendiğim kız. “O yüzden biraz sinirleri biraz bozuk ve şuanda erkeklerden nefret etme aşamasında lütfen kendi üstüne alınma”diyerek sözlerine devam etti. Ben ise yaşasın en azından bakire değil( o yaşlarda yaşadığımız en büyük sorun) diyerek için için seviniyor, bir yandan da erkeklerden nefretinden ötürü asla ona yaklaşamayacağımı düşünüyordum.

Yaşım o zamanlar daha 19’du üniversite öğrencileri arasında kız tavlama numaralarım işliyordu ama evlenmiş boşanmış ve benden tahminen 7-8 büyük kadınlarda demek ki bu numaralar işlemiyordu. O zamanlar bile yaşımdan büyük gösterdiğim için kendimden büyük kızlarla oluyordum ama yaşça benden hiç bu kadar büyük biriyle daha önce hiç beraber olmamıştım. Zaten yaşanan atışmadan sonrada pek bir imkanı da kalmamıştı. Duygu hiç birşey olmamış gibi geri döndü ve yine benim yanıma oturdu. Bu sefer ise bacaklarını toplamıştı ve güzel bacaklarını izleme imkanımı ortadan kaldırmıştı. Acaba daha önce bacaklarına bakmam için izin verdi de şimdi kızdığı için bu izni mi iptal etti diye kendi kendime sormadan edemedim. Gitar, şarkılar derken ortam tam yumuşamıştı derken arkadaşlardan biri olan İbrahim gidip arkada ki inşaata çişini yaptığında Duygu “ayıp be ilerde camping alanı var orada tuvalet gidip orada yapsana”diye çıkışınca ortam yine bir gerildi ve tadımız iyice kaçacağa benziyordu. Duygu’nun bu çıkışından sonra bende laf yememek için çişimi tutayım dedim bari bunlar kalkana kadar kendi kendime. Kız bayağı kafayı bulmuş önüne gelene sataşıyordu. Bende kız ne kadar güzel olursa olsun artık hiç bulaşmıyordum. Serseri mayın gibi kime ne zaman patlayacağı hiç belli olmuyordu. Biram bittiğinde kalkıp kendim alıyordum, o tarafa artık hiç bakmıyordum, hatta inadına diğerleri ile sohbet etmeye bile başlamıştım aralarda. Müziğe ara verdiğimizde kolumda ki dövmenin anlamını sordu kızlardan biri anlamını söyleyince Duygu “inanamıyorum bu o” gibi saçma sapan bir cümle kurdu. “Anlamadım” dedim birden bire o ise sadece yok bişey diyebildi. Bende zaten çok muhatap olmamak adına konuyu uzatmadım.

Zaman gittikçe dördüncü biradan sonra artık idrar kesem patlamak üzereydi ben ayağa kalkınca ” nereye diye” sordu herkes çünkü normalde tuvaletimiz olan inşaat arka tarafımızdaydı ben ise kampa doğru hareket etmiştim. Bende “izin verirseniz İŞEYECEĞİM” “hemde kimseden laf yemeyeceğim bir yerde” diyerek yine istemsizce laf atmış oldum. Duygu birden hareketlenerek “bende hiç kimse oraya gitmeyecek sandım, karanlık olduğu için tek başıma da gitmeye korktum” dedi ve ardından ekledi “beni bekler misin?” Ben yine ikilemde kalmıştım çok güzel bir kadınla başbaşa kalacağıma sevinsem mi yoksa erkeklerden nefret eden bir kadınla onca yolu beraber yürüyeceğime üzülsem mi bilemiyordum. Neyse ben beklemesem de yavaş adımlarla yürümeye başladım o da arkamdan gelip bana yetişti. En azından ona taviz vermeyeceğimi ona göstermiş oldum. Kampa vardık ve ardından yine epeyce yol yürüyerek tuvaletlere ulaştık. Kampın tuvaletleri pek temiz değildi ve kadınların tarafında ki tuvaletin kapısı bozulmuş kapanmıyormuş. Çişimi yapıp çıktığımda beni kapıda bekleyen Duygu “kapı kapanmıyor yapamadım ben kapıda bekler misin” dedi. Kadın bazen çok sarhoş bazen de normalden çok ayık duruyordu kadını çözemedim. Tuvaletten çıktı ellerini yıkadı ben beklemeden arkamı dönüp yürümeye başladım ne de olsa korkuyor peşimden koşsun bari dedim içimden. Arkamda geldi omuzlarımı tuttu. Bende benden birşey istiyorsan seslenebilirsin dokunmana gerek yok diyerek intikam aldım kendimce. Duygu ise ” sana olan ilgim havluya olan ilgimle aynı ellerimi kuruladığın için sağol” dedi. yine göt olmuştum ve artık pes ettim derken, “koluma girdi başım çok döndü sana yetişmek için koşarken” dedi ve ekledi “koluna girdim diye beni öpebileceği sanma” bu hayatımda duyduğum en aptal cümleydi. Beni öpmeye kalkarsan kıyameti kopartırım mı demek istedi yoksa hadi ne duruyorsun beni öpsene mi demek istedi diye bir gelgit yaşadım. O beş saniye o ana kadar ki en uzun beş saniyeydi. Bir yandan bana hiç yüz vermemesi nedeniyle normalden kat be kat arzuluyordum onu ama yapacağım bir hamle karşısında ise ne tepki vereceğini hiç ama hiç kestiremiyordum.Düşündüm ve şu cevabı verdim ” Seni öpmek istesem, zaten şu cümleyi kurmaya zamanın kalmazdı” dedim. Ardından…….

Arkadaşlar hikaye tamamı ile gerçektir. Çok fazla detay olduğunun farkındayım ama inanın hiç betimleme yapmamaya ve oldukça kısaltarak anlatmaya çalışıyorum…. Hikayenin geri kalan bunun iki katı uzunluğunda olacağından burada hikayeye ara veriyorum. Eğer yeteri kadar beğenilir ise devamını yazacağım ….. ( bu arada adını unuttuğum güzel kız, bunu okursan lütfen kızma…. Seni unutmadım sadece adını unuttum….)