Değişik-1

Eylül 25, 2020 0 Yazar: admin

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Değişik-1
Değişik, hem de çok değişik bir olay bu. En azından bana göre öyle. Bana göre, deyip de küçümsemeye çok da gerek yok aslında, benzer bir şey yaşayan olduğunu bile sanmıyorum.

Biraz geriden başlamalıyım anlatmaya. Parça parça yazacağım, kelimelere dökmek zaten zor ama duygularımı doğru ifade edebilmek için çok dikkatli olmam gerek.

Bugün daha ileri yaşta olsak da anlatmaya çalışacağım olayın yaşandığı yıl ben 32, eşim 28 ve baldızım da 19 yada 20 yaşındaydı ve şimdi yaşadığımız şehirde değildik.

Üniversitede tanıştık eşimle. Birbirimizi tanıdığımızda ben alttan derslerim sebebiyle beşinci senemde, eşimse daha birinci sınıftaydı. Çok çabuk oldu benim onu sevmem. Nasıl sevmem; 164 boyunda, sadece 50 kilo, bembeyaz tenli bir güzel. Bir de, hani “başı önünde” derler ya, yüzüne uzunca baksan kızaran, utangaç, mütevazı bir kız.

Ne çok uğraştım allahım, ilgisini çekeyim, hoşlansın benden, arkadaş olalım diye… Ben de kendi çapımda fena değilim. Kendimce tabi. Uzun boyluyum, fit bir vücudum var, sporcuyum da yüzüyorum hiç durmadan. Yakışıklı da derler arkamdan, duyarım zaman zaman.

Olduk arkadaş, olduk da daha kayda değer hiçbir şey yaşayamadan benim okul bitiverdi. Sadece birkaç öpücük, ilişkimizin zirvesi.

Dönmedim eve, kaldım okulumuzun bulunduğu şehirde. Askere gidene kadar uyduruk birkaç işte para kazanmaya çalıştım. Yanında kalabileyim, yokluğumda başkasına kaptırmayayım diye.

Nihayet ben askerden döndüm, o okulu bitirdi ve ailemi de alıp dayandım kapısına. Allahın emri, peygamberin kavli diyerek.

Evlendik. İyiki de evlendik. Hayatımda yaptığım en güzel şey oldu bu. İlk günden beri akşam olsa da eve gitsem diye gözüm saatte geçiriyorum günlerimi. Ben de şaşıyorum bazen ama halen de böyle. Ne yaptıysak birlikte yaptık iş saatlerimiz dışında. O bir yerlerde çalışıyor ben bir yerlerde ama iş saati bittiği anda ikimiz de birbirimize uçuyoruz adeta.

Bulduğumuz her fırsatta sevişiyoruz. Evde yemek yemek dışında neredeyse sürekli yataktayız. Değilsek de durmadan temas ediyoruz birbirimize, dokunuyoruz, öpüyoruz. Yıllar geçtikçe aynı tempo kalmasa da halen öyle sayılır. İyiyiz yani.

Asıl anlatacağım konuyla bir ilgisi yok ama çok uzatmadan bir şeyden daha bahsetmek istiyorum. Evliliğimizin ilk ayları geçip yatakta sevişme arası sohbet molaları biraz uzadıkça geçmişten konuşmaya başladık. Ben anlattım, o anlattı. Tahmin ettiğim gibi kayda değer bir aksiyon yoktu geçmişinde. Lise çağlarında öpücük çalmayı başarmış bir iki yeni yetme ve biraz derince bir yara dışında. Ki zaten bakireydi evlendiğimizde. Yara dediğim de, çok aşık olduğunu düşündüğü hatta cinsellik anlamında en ileri gittiği ( karşılıklı yapılan oral seks en uç kısmı) delikanlının bunu aldatması yüreğine çok dokunmuştu. Gözleri dolmuştu anlatırken ve acaba hala aşık mı diye düşünmüştüm ben de. Deştim zaman zaman konuyu, çok merak ediyordum çünkü. Detaylar, detaylar, detaylar. Bıkıyordu sorularımdan biliyordum ama cevap da veriyordu. Burada yanlış anlama olmasın, sorgu değildi yaptığım. Hatta benim de içime dokunmuştu kalbinin kırılması. Acısını paylaşıyordum bana sorarsanız. Nasıl oldu, konu nasıl oraya geldi, ben nasıl bir psikolojiyle öyle bir şey söyledim hiç bilmiyorum ama bir gece yine bu konudan bahsederken,
“Yat onunla” dedim.
Göğsümde çırılçıplak yatıyordu bu arada, sevişme sonrası nefeslenirken konuşuyorduk yine bunları.
“Nee” diye çığlık atarken yataktan bile kalkıp ayağa dikilmişti. Dehşetle bakıyordu gözlerime.
Sakince devam ettim. “Yatmazsan bitmeyecek belli, sıradan bir adamla yapılan sıradan bir seks olduğunu görmezsen 50 yaşımıza geldiğimizde bile daha fazlası sanacaksın. Onu anımsatan bir şarkı hüzünlendirecek seni. Memleketine her gittiğinde göreceksin onu, dünya kadar kafa karışıklığı. Değmez bence, bir kez yat ve geçmişte kalsın her şey bence.”
Kızdı tabi, küstü.
“Ben bunu yapmam da, sen nasıl teklif ediyorsun, beni hiç mi sevmiyorsun” falan filan.
Doğru soru buydu aslında. Ben hangi kafayla teklif ediyordum?
Karımı paylaşmak mı istiyordum? Aklıma bile gelmemişti.
Bu beni tahrik mi ediyordu? Yoo.
Öylesine ya, arkadaşına önerirsin ya, tedavi niyetine.
Peki, sonra ben kaldırabilecek miydim bu olayı? Düşünmemiştim bile.
Uzunca süre sürdü soğukluk. Sonra yavaş yavaş kendi mantığımı daha detaylı, daha sakince, gecelerce anlattıkça sakinledi.
“Düşüneceğim” dedi en son ve kapattık konuyu aylarca bir daha açılmamacasına.
Her yaz tatilinin bir kısmını memleketinde geçirir eşim. Ailesiyle, arkadaşlarıyla, komşularıyla hasret gidermek falan. Bana da iyi gelir aslında yalnızlık böyle kısa süre olunca. O yaz gittiğinin ikinci günü telefon etti. Daha gittiği gün, görmüş eski sevgilisini.
“Dün karşılaştık” dedi. “Yanıma geldi, çay içelim mi şuradaki kafede deyince reddetmedim oturduk” diye devam etti. “Oradan buradan konuşurken, hata ettiğini, çok özlediğini söyledi. Hala beni hayal ediyormuş eşiyle sevişirken hatta mastürbasyon yapıyormuş beni düşünerek” diye kıkırdadı.
“Sonuç ?” dedim.
“Denesem mi diyorum, sen emin misin peki?” diye sorunca.
“Eminim, dene, daha iyi olacaksın gör bak.” Diye cesaretlendirdim.
“Ya, bir de nasıl çıkacağım evden sorunu var. Zaten kısıtlı bir zaman için geldim.” Deyince anladım ki kararlı.
“Kardeşinden yardım al” dedim. “Kardeşler hangi gün için.”
“Neyse bakacağım, haber veririm sana” dedi ve kapattık.
Yaptı sonunda, düşündüğüm gibi memnun olmadı ve kapandı gitti konu. Eminim ki kafasında da bitti. Ama daha sonrasında bu olay bize sevişirken heyecan malzemesi olmaya başladı ve başka bir sürü aksiyonun kapılarını açtı ki, her biri başka hikaye konusu.

Uzattım, konuya döneyim artık.
Bir de kız kardeşi var demiştim ya eşimin. Kendisinden sekiz yaş falan küçük. Hemen fark etmiştim zaten birbirlerini çok sevdiklerini. Bir detayı atlamamam lazım. Eşimin ailesi ile ilk tanıştığım günden beri, eşimin kardeşine ismiyle ya da başka bir şekilde seslendiğini hiç duymadım. Tek hitap şekli “aşkım”. Yadırgamadım da, aralarında oldukça yaş farkı olan iki kız kardeş. Ama nasıl iki kardeş. Bir tek gün birbirlerine seslerini yükselttiklerini, somurttuklarını görmedim ki küsmek ne kelime.

Biz evlendikten sonra, her tatilde geldi yanımıza, bizde kaldı günlerce haftalarca. Bu arada bir detay daha fark ettim. Bu da yanlış anlaşılmasın, öylesine bir doğallıkla dudaklarından öpüyorlardı birbirlerini genellikle. Öyle uzun uzun değil, dil dudak diş birbirine girerek değil. Şaap diye, anladınız mı? Kötü bir şey düşünmek mümkün değil. Bunun da bana özel bir rahatlık olduğunu fark ettim. Başkası varken değil, sadece ben varken çekinmiyorlardı. E bozmadım tabi. Ne yapıyorsunuz demedim. Bana güvenlerinin verdiği rahatlığa kıyamadım doğrusu. Ayrıca sormadım da hiç.

Daha dört ya da beş yıllık falan evliydik baldızım bizim yaşadığımız şehirde bir üniversite kazandığında. Bizde kalabilir mi, dedi eşim. Ben; yurtta kalsa daha iyi, bir sürü arkadaş edinir, daha güzel vakit geçirir ayrıca başının çaresine bakmayı öğrenmesi için faydalı olur, falan demeyi düşünsem de, sadece “elbette” diyebildim. Neyse ki, hem kendisi hem de anne babası yurt deyince ve yurt başvurusu da olumlu sonuçlanınca yurda kaydını yaptırdık.

Arkadaşlarıyla programının olmadığı hafta sonları gelmeye başladı bize. Bu arada kız kardeşde yabana atılacak gibi değil, genlerden herhalde her geçen gün o da serpildi güzelleşti. Yanlış anlaşılmasın, tek bir gün bile sulanmadım. Hiç niyetimi bozmadım. Takdir ettim sadece, ablasına benzedi, ne güzel kız oldu, alan yaşadı falan dedim. Halen de budur duygularım.

İkinci yıl sıkıldı yurttan, ablası da gaza getirince bize taşındı. İki kardeş nasıl mutlu anlatamam.

Deneyeyim madem anlatmayı; Evde sürekli kıkırdayan iki tane hatun, yerli yersiz birbirine sarılan, birbirlerinin omzunda, dizinde kucağında yatan, diğeri sürekli öpüp okşarken.

Yerde oturmayı severim ben. Eşim de gelir dizlerime yatar her gördüğünde, saçlarını okşamamı sever çünkü. Gözünüzün önüne getirin lütfen. Koltuğa sırtını dayamış yerde oturan ben, sağ dizime yatmış eşim ve saçlarını okşuyorum ve gördüğü anda gelip eşimin karnına başını koyup uzanan baldız, eşimin elleri de onun saçlarını karıştırıyor. Ya da ben aynı pozisyonda sırtım koltukta, eşim bacaklarımın arasında sırtını karnıma dayamış, aynı şekilde eşimin bacaklarının arasına girip sırtını onun karnına dayamış baldız. Ben hafif hafif eşimin kollarını boynunu okşarken aynı şeyleri o da kardeşine yapıyor ve baldız da kedi gibi mırıldanıp mayışıyor. Biri biraz yorulup kanepeye falan uzanmaya görsün, diğeri hemen kollarının arasında. Öyle birbirlerini mıncıklamak falan yok ha. Yatıyorlar sadece ama neredeyse dudak dudağa, nefesleri birbirlerinin ağızlarının içinde, arada bir biri gözünü açıp şapp diye bir öpücük kondurur diğerine hepsi bu.

Beni tanıdıkları günden itibaren hiçbir yanlışımı görmediklerinden olsa gerek çok rahattı baldız yanımda. Şortlar, askılı tişortler, mini etekler, pijamalar vs. Birlikte duş alıyorlardı iki kardeş, ikisi de uygunsa eğer. Sonra yatak odasında birbirlerine sürüyorlardı nemlendirici kremleri. Hem eşim söylemişti bunu hem de bir kere ben kazara odaya girdiğimde görmüştüm ikisi birbirlerinin memelerine krem sürüyorlardı şakalaşarak, kıkırdayarak. Pardon, deyip çıkmıştım çabucak.

Sonra bir gece olan oldu. Baldızım salya sümük ağlıyor eve geldiğimde. Eşim ahtapot gibi sarılmış, öpüyor, okşuyor teselli sözcüklerini sıralıyor ard arda. Ne oldu, dedim gözlerimle eşime o da yine gözleriyle “çık” dedi. Çıktım, yatak odasına gittim, duş aldım, üzerimi değiştirdim vs. Baldız odasına gitmiş uzanmış, muhtemelen eşim öpe okşaya uyutmuş ve geldi yanıma. Sormadan anlattı, erkek arkadaşı kalbini kırmış vs. Çok önemsemedim ama kızcağız üzgün ve eşim bir şeyler yapmalıyız düşüncesinde.

“Dışarı çıkarayım sizi” dedim, “Yemek yiyelim, bir iki kadeh bir şeyler içelim, kafası dağılır belki”.
İyi olur dedi, sevindi eşim.
Biraz olmazlanmış baldız ama yine öpe okşaya, gıdıklaya gıdıklaya güldürüp giyinmesini sağlamış tabi ablası.

Çıktık sonra. Özenmişti eşim, çok belliydi bu. İyi hissetsin istiyordu kardeşi. İkisi de çok güzel giyinmişler, askılı bol dekolteli elbiselerle çok güzel görünüyorlardı. Güzel bir yemek yedik, kaliteli kırmızı şarap eşliğinde. Sonra bir kulübe gittik, oldu olacak biraz tepinelim kurtlarımızı dökelim diyerek. Döktük de bol bol. Ben iki kardeşle de dans ettim ama daha çok iki kardeşi izledim. Kulüpte viski içmeye başlamıştık hepimiz. Etkisi vardır mutlaka, ikisinde de kurt falan kalmadı gördüğüm kadarıyla. Ter içinde kaldılar hızlı müziklerde ve daha sonra sarılıp kaldılar birbirlerine müzik yavaşladığında. Hiç öpüşmüyorlardı ama dudakları birbirine yapışık sallanıp duruyorlardı.

Daha doğru tasvir etmeliyim burayı. Dudakları birbirlerinin ağızlarının içinde demeliyim. Baldızımın alt dudağı eşimin dudaklarının arasında. Hiç hareket etmedi ama o dudaklar emmedi birbirini.

Biraz kötü niyetli bir tasvir katayım buraya, aklıma gelmişti çünkü o anda. Eşim de baldız da benim gibi spora ve sağlığa düşkündür. Hiç birimiz ağzımıza sigara sürmeyiz. Ne demeye çalışıyorum? Sabah uyandığında ilk öpücüğümü alırken bile çilek gibi kokar eşimin nefesi, baldız ona keza. Çok yaklaştığımızda falan aldığımı hatırlıyorum nefesinin kokusunu, her daim çiçek gibi. “Birbirlerine mis gibi kokuyor olmalılar, nasıl durabiliyorlar ki” demiştim.

Döndük eve, sarhoşça. Duşa kovaladı eşim beni, kardeşiyle balkona çıkarken. Sonra ikisi birlikte gittiler banyoya ben balkonda kahve mi içsem yoksa evdeki rakıdan bir duble götürsem mi diye düşünürken. Rakı da karar kıldım ve ilk dublemi daha yarılamadan geldiler kıkır kıkır. Onlara da verdim birer duble, sonra iki oldu ve sonra üç. Balkondaki sallanan sandalyede eşimin teselli öpücükleriyle, okşamalarıyla üçer duble rakıyı içti iki güzel kardeş. Eşim sırtı kendi göğsüne yaslanmış nazlanan kardeşini öpe okşaya uykuya hazırlamıştı. Kalktılar sonra, odasına gittiler baldızımın, sanırım yirmi dakika sonra geldi eşim ve “nihayet uyudu” dedi.

Küçük bir öpücük kondurdu dudaklarıma ve yatalım artık sevgilim gel, dedi. Gittik odamıza ve olduğumuz gibi girdik yatağa. Yapıştı dudaklarıma, öpücükler öpücükler. “Teşekkür ederim, iyi geldi aşkıma bu gece, iyi ki varsın.” dedi.
“Uyudu artık o, şimdi sik beni olur mu” dediğinde kanım tutuştu.
Yapıştım dudaklarına, mis kokulu nefesini içime çeke çeke öptüm yaladım emdim. Çevirdim arkasını sonra, kaşık pozisyonuna getirdim ve girdim sıcacık ıslak amına. Daha on dakika olmamıştı ki açıldı kapımız.
“Uyuyamıyorum” diyerek girdi baldız odamıza.
Bir panikle buldum pikenin bir ucunu ve çektim üzerimize becerebildiğim kadar. Ben çektim ama eşim kaldırdı kendi tarafındaki kısmını.
“Gel aşkım” diyerek kardeşine.
Göt gibi kaldım ortada ne yapacağımı bilmez halde. Sikim halen karımın içinde. Şortum nerede bilmiyorum ki yavaşça giyinmeye çalışayım. Durdum öylece hiç kıpırdamadan. Sikim bile inmeyi akıl edememiş durumda.
Baldız altında bir külot ve üstünde bir spor sutyeni ile girdi ablasının çırılçıplak koynuna, çevreyi gördüğünden bile emin olmadığım bakışlarla ve her zamanki gibi dudakları yapışıverdi birbirine, öylece kalakaldılar.

Bir dakika kadar hepimiz durduk hareketsiz ve sonra karımın kalçaları yavaşça hareketlenmeye başladı. Donup kaldım ben ama karım sevişmeye devam ediyordu koynundaki kardeşine rağmen. Düşünerek değil kesinlikle ama katıldım ben de ona yavaş yavaş. Altta kalan sağ kolumu belinin altından geçirip bızırına ulaşmaya çalıştığımda beceremedim. Çünkü yapışmışlardı birbirlerine, bacakları birbirlerinin içine geçmiş vaziyette. Görmüyordum ama anlıyordum amları birbirine değiyor. Kafa, beyin kalmadı bende, anlamaya çalışın lütfen. Karım fark etti ne yapmaya çalıştığımı ve kalçalarını biraz geriye çekip elime yetecek kadar bir boşluk ayarladı bana. Ayarladı ama şimdi karımın amını avuçlayan elimin tersinde baldızımın amı yapışık.
Dünyanın içkisi bir yandan, başlamış olan seksin sarhoşluğu öte yandan. “Boşver aq” dedim ve hızımı artırıp saydırmaya başladım karımın amına. Bir yandan karımın üzerinden gözlüyorum ama baldızı. Yataktaki hareketlilik, karımın hızlanan nefesi ve amına artık hızlıca temas eden elimin tersi biraz kendine getirdi baldızı.

Gözlerini açtı, kıpırdamadan biraz bekledi, sanırım algılamaya çalışıyordu olanı biteni. Sonra pikeyi çekti attı üzerimizden. Biraz doğrulup baktı manzaranın tamamına ve elini ablasının göğsüne elini koyup uzandı yine dudaklarına.
“Ohh” dedi. “Aşkım o kadar güzel görünüyorsun ki.”
Öptü uzun uzun, emiyordu ama bu sefer dudaklarını ablasının ve dillerini gördüm birbirlerinin ağızlarına girip çıkarken.
Bir dakika bile sürmedi ama bu durum. Gülümsedi ablasına ve bana bakarak. Çıktı gitti sonra.
Devam edeyim diye hareketlendiğimde fark ettim ki boşalmıştım bile.

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32